Bayram Benim Neyime…

0

semazen4

Dernek Başkanımız Sayın Opr.dr Mehmet Can ÖZKARDEŞLER Beyefendinin Mersin tercüman gazetesinde yayınlanan makalesi.

 

                                                                           B A Y R A M  B E N İ M   N E Y İ M E

 Dünya öyle bir hale geldi ki, ne sevinir olduk ağız tadıyla, ne mutluluğumuzu  yaşayabiliyoruz doyasıya. Etrafımız kan gölü, hüzün, sıkıntı kaplamış yüreklerimizi. İnsanlık  kendini yok ediyor sanki artık kıyametin kopmasına razıymış gibi. Müslüman Müslümanı  öldürüyor mezhebi farklı diye.

   Kardeş kardeşi kıskanıyor, istemiyor onun başarılı olmasını, zenginleşmesini  çekemiyor. Komşu komşunun külüne muhtaç denilen dönemlerden,  komşulara  selam verilmeyen dertlerine aldırılmayan döneme gelmişiz. Ülkeler bir birini hegomanyası altına almak için her türlü gayri kanuni işleri yapmakta , isyan çıkartarak onları bölmeyi, parçalamayı denemektedirler. Komşu ülkeler  birbirleriyle kavgalı.

  Neyi paylaşamıyorlar dersek bu şey  “güç” oluyor. Herkes ben daha güçlü olayım, benden aşağıdakileri ezeyim onlara zülmedeyim  diyor; yani adını söylemeden  “ Firavun”  olmak istiyor.”Arap baharı  “ diye diye”  , demokrasi getireceğiz söylemleriyle Ortadoğu , Libya , Irak kan gölüne döndü.

   Hep kuvvetlinin borusu ötüyor. Kanunlar onlardan yana, uluslar arası hukuk  onlar tarafından hiçe sayılıyor, iki bomba atıyor işi bitiriyor ve  ben yaptım oldu diyor. İstemezlerse mağdur durumdakileri n sorunlarını konuşmak için toplantı bile  yapmıyorlar.

   Dünya kurulduğundan beri hep aynı gidiyor düzen; bir tarafta ezenler, diğer tarafta ezilenler. Halbuki yüce Allah bizlere adil olmamızı, ülkemizi, okulumuzu, ailemizi, işyerimizi yani yöneticisi olduğumuz  her topluluğu adaletle  yönetmemizi bildiriyor. Savaşla, kötülükle, sertlik ve kavgayla bir yere varamayacağımızı  bilakis yumuşaklıkla, sevgiyle, barışla ,birlik ve beraberliğimizi pekiştirip   mutlu ve huzurlu bir toplum oluşturabileceğimizi  buyuruyor  kitabımız Kur’ân’ı Kerim’de:

      “De ki: Rabbim adaletle davranmayı emretti.”(Araf 29.ayet)

      “ Rabbinin yoluna , yumuşaklıkla ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et.”(Nahl 125.ayet)

Önümüzde bir bayram var  ve “üç günden fazla biriyle küs kalmayın”  diyen bir dinini mensupları olarak  biz insan olmanın vasıflarını iyi temsil edebiliyor muyuz, ona bakalım. Yüce Allah’ın; “ ahseni takvim üzere; yani en güzel şekilde yarattım” dediği  insanlık ne hale gelmiş. Yaratılıştaki o saf, temiz, güzel insanın yerini kendi çıkarı için her türlü hinliği mu bah  gören, kötü huylarına bir bahane uyduran,  sadece kendi için yaşayan, toplumu hiçe sayan onların acılarını paylaşmayan , sevinçlerine ortak olmayan büyük şehirlerde bir artı sıfır  yani  tek odada yaşayan bencil insanlar topluluğu haline gelmişiz.

   Bizler çocukluğumuzdaki bayram özlemleriyle onları kendi çocuklarımıza anlatarak yaşamaya ve  yaşatmaya çalışıyoruz. Ama bugün  genele baktığımızda  insanlar arasında bayramlaşma yerine  artık bir tatil anlayışı hakim olmuş. Bayram sevincini tatile gitme sevinci almış. Manevi değerlerini kaybettiği zaman insan ister istemez  maddeyle ilgilenir olmuş bu da onu tatmin etmediği için hep başka şeylerde aramış mutluluğu. Halbuki dünyayı yeniden keşfe gerek yok  geçmişe bakıp  bundan  otuz yıl kırk yıl önce insanlar her şeyden  nasıl mutlu olurlarmış  onu görebilirler. “Kanaat en büyük zenginlik”  sözüyle büyümüş eski  nesiller. Onun için de çok mutlu olmuşlar, kimseyle kavga edip başkasının  malına göz koyup  hakkını gaspetmemişler. Ötekinin derdiyle dertlenmiş, sevgisini, aşını paylaşmış, acılarına ortak olmuş, cenazesinde mahalleli yemek götürmüş, şimdiki gibi yemek yemeye gitmemiş acılı insanlara, yaşlılara hürmet etmişler, edep ve saygı çerçevesinde onları kucaklamışlar, huzurevleri yokmuş şimdiki kadar çünkü herkes yaşlısına evinde hiç zorlanmadan , zevkle bakarmış. Çünkü bu Yüce Allah’ın emri: “Anneniz babanız yanınızda yaşlandığı zaman onlar  “ öf “ bile demeyin.”.

 Ama şimdi öylemi, yaşlılar terk edilmiş  gözleri yollarda biri gelecek mi acaba diye. Hastalar keza öyle  moral bulmak için ziyaretçi beklerler ama gelen ancak birkaç kişi. Otobüse,  metrobüs vs binse yaşlılara yer veren yok. Komşusu aç diğerinin haberi yok ki yemek versin karnını doyursun çünkü yolda görüp Allah’ın selamını bile vermiyor, hoş geldine  gitmiyor komşusuna. Özürlüler deseniz içler acısı, evlere hapsedilmiş. Biraz gayretli olanlar dışarı çıkarılıyor bu defa gideceği yerlerde  onların girmelerine uygun rampalar yok. Sokakta düz yerlerde biraz dolaştırılıp tekrar eve. Sosyal bir yapıyı  daha oluşturamadığımız için onlara sunulan imkanlar yetersiz kalıyor, böyle olunca da insan üzülüyor.

Bir de hayvanlara  zülmeden , işkence yapanlar var ki ben artık onlara barbar diyorum. Hayvanları sevmeyebilirsiniz ancak bu onlara kötülük yapmanızı gerektirmez. Şu sıcaklarda onların geçtiği güzergahlara su koysanız, mama koysanız acısanız onlara da bir canlı olduğu için merhamet ve sevgiyle yaklaşsanız en azında öyle davrananlar kızmasanız diyorum nasıl olur. Çünkü onların da ihtiyaçları var şefkate, sevgiye ve korunmaya. Duygularımızı yitirdik mi bilemiyorum.

   İşte ortalık böyleyken insanın  bayram sevinci kursağında kalıyor. İnsanlar acı çekiyor, hayvanlara işkenceler yapılıyor, ağaçlar kesiliyor doğa katlediliyor yani Yüce Allah’ın emrimize verdiği dünyayı her şeyiyle   yok ediyoruz  onun için benim de içim acıyor sevinemiyorum doğru dürüst.Zaten Peygamber efendimiz(sav) , “Benim bildiğimi bilseydiniz, çok ağlar , az gülerdiniz”, demiş.

Hz. Mevlânâ da : “Dünyada sevgiye dair ne varsa ,  ben orada varım, Savaşa dair ne varsa ben orada yoğum.” demiştir.

Sevgiyle kalınız, hayra karşı olunuz.

Op. Dr. Mehmet Can Özkardeşler -Mevlânâ  Kültür ve Sanat Derneği Başkanı

www.mekusad.org (drmcan71@yahoo.com)

Paylaş>>

Yorum Yap ↓