İmtihan Dünyası…

0

                                                         İ M T İ H A N   D Ü N Y A S I

  Hep söyleriz bu dünyanın fani olduğunu, geçici olduğunu ancak kalbimiz tasdik etmez  söylediğimizi çünkü hiç ölmeyecekmiş gibi bir ömür süreriz. Bizden  sonra işleri kimsenin idare edemeyeceğini de söyleyerek benlik ve gurur da kaplar içimizi. Malımızı arttırır ve arttırırız, arttıramazsak da büyük bir gayret gösterir,  bize verilen şu kısacık ömrü zehir ederiz. Hırslar , kıskançlıklar ve  haset kaplar bu defa içimizi elde edememenin telaşıyla.

Aslında  yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “ Mülk ve yönetim elinde bulunan o Allah ne yücedir. O her şeye Kadir’dir”. Çoğunuz duymuştur  büyüklerinden : “ Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, mal da yalan,  mülk de yalan var biraz da sen  oyalan,”  diye.

Baki olan Allah’tır. Ve O da bizi imtihan edeceğini Mülk suresi 2. Ayette  şöyle söylemektedir: “ Hanginizin daha güzel iş yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O ‘dur. Azizdir O, Gafûr’dur.

Yüce Allah pek çok ayette  bizleri imtihan edeceğini, iyi olanla kötü olanı ayırmak için  denemelere tabii tutacağını  belirttiği halde,  biz başımıza bir bela geldiğinde sanki hiç duymamış gibi isyan etmekte , “ bu  da mı başıma  gelecekti” diye serzenişte bulunmakta sabretmeyip isyana kalkmaktayız bu da bizi daha da  kötü duruma  sokmakta . Halbuki sabredip Allah’tan yardım dilesek bu bizim olgunlaşmamızı sağlayacak O’na bir adım daha yaklaşmamıza neden olacak.

Buna örnek ayetlerden bazılarını sıralamak istiyorum:

  Bakara  -155: Yemin olsun ki,  sizi korku, açlık, mallardan-canlardan-meyvelerden eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.

   Enfâl -28: Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihan aracıdır.Allah’a gelince  büyük ödül O’nun katındadır.

  Kehf- 7 :  Biz, yeryüzündeki şeyleri ona bir süs yaptık ki insanları, içlerinden hangisi amel yönünden  daha güzeldir diye imtihan edelim.

Ankebût-2:  İnsanlar inandık demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını ve hiçbir imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar!

İmanın yarısı sabır diğer yarısı  şükürdür ,derler  ama  biz başımıza gelenlere  neden sabretmiyoruz  da bu imtihanları geçemiyoruz diye düşünmeliyiz.

Hz. Mevlânâ bir beyitinde  bu konuyla ilgili şöyle diyor:

“Ey oğul, Ben Padişah kapısına çavuş oldum diyene  yüz binlerce sınama var. Halk onu  bu sınamayla  tanımasa  bile , yolda olanlar ondan delil ister, yolundan nişan sorarlar. Aşağılık birisi , terzilik davasına kalkışsa ,Padişah onun önüne atlas bir kumaş atar. Bunu biç geniş bir kaftan yap der ve bu sınamayla iki boynuzu yani foyası meydana  çıkıverir, öküzlüğü anlaşılıverilir. Şayet kötüleri sınamak olmasaydı her aşağılık kişi kendini Rüstem zannederdi”. (Mesnevi 3.cilt-682-686)”

“Allah (cc) A eğri kişi, kulağını, kuyruğunu eğri büğrü oynatma ; Gerçeklere gerçeklikleri fayda verir, dedi. A düşü azmış, eğri büğrü yatma , neyin varsa göster ;  “ Doğru ol artık.” Ayıbını , kusurunu söylemiyorsan, bari sus, gösterişten düzenden çek kendini. Bir para   kazandıysan , ağzını açma; çünkü yolda sınanma taşları var. Sınanma taşlarının önünde de  sınanmalar var. Babam, imtihan içinde  imtihan var, kendine gel de  azıcık bir sınanmayla kendini satma”. (Mesnevî-3.cilt, 740-745)

“Ey  hayrı, şerri bilmeyen. Önce kendini sına  başkasını değil. A ham kişi, kendini sınadın mı, başkalarını sınamaktan vazgeçersin.(Mesnevî cilt.3, 367-368)

“Fakat Allah(cc),  bahtı kötü kişiye  bir zahmet verdi mi, o kişi pılısını pırtısını toplar küfür ve isyan  iline gider. Halbuki bahtı yaver birisine  bir zahmet verirse, o pılısını pırtısın daha da yakına götürür. Gönlü kötü kişiler, savaşta can korkusuyla düşmanların saflarına saldırır ve kaçma hesapları yaparlar. Yürekli erlerse  savaşta can korkusuyla düşmanların saflarına saldırırlar. Korkuyla, gam Rüstemleri öne saldırtır, o kötü gönüllüyse korkudan olduğu yerde geberir gider. Belâ ve  can korkusu mihenk taşıdır, yiğit er onunla korkak kişiden ayrılır”. (Mesnevî cilt3. 2915-2920)

Hz. Mevlâna ,  inanan kişinin belalara uğrayınca  çırpınarak kaçması, isyan etmesi ve  sabretmemesini   tencerede kaynayan nohut   benzetmesiyle karşılaştırıp  şöyle hikaye etmiştir:

“ Bir nohuda bak, tencerede zebun oldu mu , yukarı sıçramaya başlar.Tencere kaynamaya başladı mı nohut, tencerenin üstüne sıçramaya, yüzlerce coşkunluklar göstermeye koyulur.Niçin beni ateşlere salıyorsun; madem ki satın aldın, ne diye bu hallere uğratıyor, baş aşağı ediyorsun beni, der. Ev hanımıysa kepçeyi vurur da , hayır der, ateşten sıçrayıp kaçmaya kalkışma, bir güzelce kayna. Seni istemediğimden, sevmediğimden kaynatmıyorum ki, bir tat tuz elde edesin de  gıda haline gelesin, cana karışasın diye kaynatıyorum; bu sınayış, seni horlamak için değil.

Bahçede su içer , yeşerir tazeleşirdin hani; o su içmen bu ateşe düşmen içindir. Allah’ın(cc)  rahmeti kahrından ileridedir, bu yüzden de birisini sınaması rahmetindendir. Varlık sermayesi ele geçsin diye, rahmet kahrından fazladır. Etle deri, bir tat almadan  gelişmez, fakat gelişmedikçe de  dostun aşkı, nasıl yakar eritir onları?

A nohut, baharda otladın yeşerdin, şimdiyse zahmet konuk oldu sana , hoş tut onu der, evin hanımı. Hoş tut da konuk, şükürler ederek dönsün, Padişahın huzurunda  senin lütuflarını, ihsanlarını açsın, söylesin. Nimetlendirmene  karşılık da o nimetleri veren gelsin sana; gelsin de bütün nimetler haset etsin sana.

A nohut, belalara uğrayıp kayna da, ne varlığın kalsın, ne de sen kal. O bahçede güldüysen can bahçesinin gülüsün sen. Sudan , topraktan ayrıldın ama lokma oldun, dirilere karıştın. Gıda ol, kuvvet ol, düşünceler haline gir, süttün şimdi ormanlarda aslan ol.

Vallahi önce onun sıfatlarından bitmiş, gelişmiştin, çevik bir halde gene dön onun sıfatlarına. Buluttan, gökyüzünden geldin; gene sıfatlar haline geldin mi, göğe ağarsın. Yağmur olarak, ışık olarak geldin, Allah(cc) ‘ın tertemiz sıfatlarına gidiyorsun. Güneşin, bulutun yıldızların  parça buçuğuydun; can oldun, iş oldun, söz oldun  düşünceler oldun.

Nebatın ölümünden  hayvanın varlığı meydana geldi de , “ Ey güvendiğim kişiler, beni öldürün “ sözü doğru oldu. Değil mi ki  ölümden sonra bize böyle bir yaşayış var, “Gerçekten ölümsüz bir yaşayış var “ sözü de doğru.

Sabır genişliğin anahtarıdır.

Nohut , a hanım dedi, madem ki iş böyle, sabrederim, bir hoş kaynarım ben de ; Ya Rabbim  sen sabır ver bana , hakikatı göster,  derim diye içi geçirdi. Bu kaynayışta  madem ki mimarım sensin, beni düzüp koşmadasın; vur kepçeyle bana, ne de güzel vuruyorsun. File benziyorum ben , vur başıma , yarala beni de Hindistan’ı, o ülkedeki bağları – bahçeleri rüyamda göreyim. Böylece de  kendimi kaynamaya vereyim; onun  kucağına , onun tarafından yontulmaya  bir yol bulayım. Çünkü insan zenginleşince azar, nitekim rüya gören  fil de  düşman olur. Fil, rüyasında  Hindistan’ı görünce   filciyi dinlemez, azgın bir hale gelir.

Ev hanım sonunda nohuttan özür diledi ve onu kaynatmasındaki sırra değindi: Bundan önce ben de senin gibi yeryüzünün parça  buçuklarındandım. Ateşin savaşını içince  makbûl oldum, hora geçtim, tatlılaştım. Bir zaman, yeryüzünde  coştum kaynadım, bir zaman da beden tenceresine girdim, orada kaynadım.

Bu iki kaynayış yüzünden, duyguların gücü kuvveti oldum; derken can kesildim, sana usta oldum. Cansızken, bu halden koşar, uzaklaşırsan bilgi olursun, manaya mensup sıfatlar kesilirsin, derim. Can olunca da, bir kere daha kayna  da dedim, hayvanlıktan geç.

Bu gizli işaretlerden, ayağının kaymamasını, sona erişmeni dile Yüce Allah’tan. Çünkü Kur’an’dan  da  pek çok kişiler yol azıttı, o ip yüzünden  bir bölük halk, kuyuya düştü. A inatçı, ipte suç yok; sende yücelere çıkmak sevdası yoktu, ip ne yapsın? “(Mesnevî  cilt3.4160-4210)

Sonuç itibarıyla bizler kulluğumuzu ve hiçliğimizi baştan kabul  ederek , başımıza gelen  belaların  Yüce Allah’ın bir imtihanı olduğuna rıza göstermeliyiz ve ona göre yaşamalıyız. Sabredip  isyan etmezsek  yalnız O’nun yardımını diler ve gözyaşlarıyla yalvarırsak ,  Allah( cc)’ın  lütfuna mazhar oluruz  aksi takdirde küfre batar ve Allah’tan uzaklaşırız.

Yeni yılda  Allah’tan sabır dileyelim, bizleri aşırı zor imtihanlardan geçirmemesini niyaz edelim. Ayıplarımızı , kötülüklerimizi örtmesini  , bizleri affetmesini , rahmetini ve merhametini üzerimizden eksik etmemesini dileyelim. Sevgiyle kalınız. Hayra karşı olunuz.

Op.Dr.Mehmet Can Özkardeşler-Mevlânâ Kültür ve Sanat Derneği Başkanı

www.mekusad. org( drmcan71@yahoo.com)

Paylaş>>

Yorum Yap ↓