Kem Göz: Nazar…

0

                                       K E M  G Ö Z : N A Z A R

 

Çocukluğumda   çok duyardım , “falanca kişi çok kıskançtır, hasedinden çatlar; dikkat et gözlerini ondan kaçır yoksa  sana da nazarı değer” diye. Hatta kendimi koruyabilmem için hemen Felâk ve Nas sürelerini okuyarak Allah’a(c c) sığınmam gerektiği, ancak böyle yaparsam kötü bakışlardan korunabileceğim öğretilmişti.

Ne kötü şeydir  insanların  kötülüğünü isteyerek onlara kem gözle bakmak. Ha, bir de böyle durumlarda   “Kem gözlere şiş” diyerek o bakışı defedebileceğim, kulağımın memesini tutup öpücük hareketi yaparsam etkilenmeyeceğim belirtilmişti. Bunlar halk arasında yaygın olan belki batıl söylemlerdi.

Bundan yıllar önce bir Antakya gezisinde müzeye gittiğimde çok şaşırmıştım çünkü orada gördüğüm bir minyatürde bu “ kem gözlere şiş” yansıtılmıştı. Orada  genç bir kız yüzü minyatür olarak çizilmişti  ve bir gözünde  üç veya dört adet şiş batmış vaziyette  resmedilmişti. Müze müdürüne bu resmin neyi yansıttığını sorduğumda,  bundan 12000 yıl önce  bu bölgede yaşayan insanlar tarafından “kem gözlere şiş” sözünün resmedildiği; o devirde nazarı değen kimsenin  gözlerinin şişlenerek cezalandırıldığını belirtmişti.

Atalarımızın sözleri  ne kadar önemliydi, hepsi yaşanan bir deneyimin ürünüydü. Bu konuda yüce Rabbim Kur’an-ı Kerimde Kalem suresi 51. Ayette  şöyle buyurmuştur:

    “O küfre sapanlar,  Kur’an-ı  işittiklerinde az kalsın  gözleriyle seni devireceklerdi.” Bu tam bir cinlidir”, diyorlardı. Devamında ise”, Oysa ki Kur’an ,alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.”

Bu ayetin tefsirini detaylı bir şekilde yapan Hz.Mevlâna bakın ne diyor:

Ey Allah’ın Resûlü! O toplumda öyle kişiler vardır ki, kem gözleriyle akbabaları bile eritir, yok ederler. Nazarlarından, kükremiş aslanların bile kelleleri yarılır da, inlemeye başlarlar.

Deveye ölüm gibi nazar eder, arkasından kölesini gönderir. “Git o devenin iç yatağından satın al”. Köle  deveyi yolda düşmüş, sakatlanmış görür. Yürük atla baş başa koşan o devenin başını, hastalıktan kesilip gitmiş görürsün. Hiç şüphe yok ki, kem gözden, hasetten gökyüzü bile dönüşünü değiştirir.

Su gizlidir, dolap meydanda, onu çeviren suyun tesiri gizlidir. Fakat dolabın dönmesinde  asıl tesir eden sudur. Bunun gibi nazarı değen kimsenin gözündeki tesir de, aslında kaza ve kaderin hükmüdür. Kem gözün ilacı iyi gözdür. İyi göz, iyi görüş, kem gözü ayağı altında ezer, yok eder.

İyi göz, iyi görüş; Allah’ın rahmetinin, kahrından daha üstün oluşundandır. Rahmetindendir. Kem göz ise, kahırdan, lanetten ileri gelir. Yani iyi görüş Hakk’ın rahmetinden olduğu için, kem göze galip olur. Bir kutsi hadiste,”Rahmetim gazabımı geçmiştir” diye buyrulmuştur.

Allah’ın rahmeti kahrından üstündür.” Bu yüzdendir ki, her Peygamber, zıttı bulunana düşmanlarına üstün gelmiştir. Çünkü o, rahmetin sonucudur. Zıttı olan çirkin suratlı ise,kahrın sonucudur.

Kazın hırsı bir kattır. Kibrin ve gururun ise elli kat. Şehvet hırsı yılandır. Mevki hırsı ise ejderha. Kazın hırsı; boğaza, şehvete, aşağı tarafa düşkünlüktür. Fakat yüksek mevkilerde bulunma hırsında, bu aşağı duyguların tam yirmi misli toplanmıştır.

Mevki  sahibi,  Firavun gibi Allah’lıktan dem vurur. Allah ile ortaklık ümidine düşen, nasıl olur da bağışlanır? Adem’in önemsiz bir kusuru, midesine ve şehvetine düşkünlüktendi. İblisin suçu ise, kendini üstün görmektendi. Bundan dolayı, Hz. Adem, hemen tövbe etti. Lanetlenmiş Şeytan ise, gurura kapılması yüzünden, tövbe etmeye tenezzül bile etmedi.

Boğaza,  şehvete düşkünlük de elbette kötüdür. Ama , bu mevki hırsı gibi değildir. Eğer bu mevkî hırsının kökünü, dallarını söylemeye girişirsem  bir başka defter bulmam gerek.

Şeytanlık, sözlükte, baş çekmektir, baş olma hırsı manasına gelir ki, bu sıfat lanetlenmiştir. Sofranın başına yüz kişi oturur, yemek yer de, başkan olmak isteyen iki kişi dünyaya sığamaz. Birisi öbürünün yeryüzünde kalmasını istemez. Padişah padişahlığına ortak olur diye, babasını bile öldürür.

Şu sözü duymuşsundur: “Padişahlık kısırdır.” demişlerdir. Padişahlık arayan korkusundan hısım ve akrabalarını bile keser, atar. Çünkü padişahlık kısırdır. Onun çocuğu, hısım ve akrabası yoktur. Hatta o ateş gibidir. Neye dokunsa yanar. Padişah ateş gibidir. Neyi bulur, kime çatarsa onu yakar, parçalar. Hiç kimseyi bulamazsa kendi kendini yer.

Sen de hiç ol da onun dişinden kurtul. Onun demirci örsüne benzeyen gönlünden az merhamet um. Ama hiç olunca  örsten korkma, her sabah vaktinde “mutlak yokluk” tan ders al.

Allah’lık , celâl  sahibinin libasıdır. O libası kim giyerse ona vebal olur.Taç  onundur. Bizim hakkımız ise kulluk kemerini kuşanmaktır. Haddini aşanın vay haline.

Sendeki o tavus kanadı, yani, mal, mülk, yüksek mevki gibi şeyler, senin için bir imtihandır. Bunlara kapıldın mı, Allah’a şerik olmaya , onun gibi noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu davaya kalkışırsın.

Nazlanmadaki hoşluk, bir an için sana yücelik verirse,  seni yüceltse bile ondaki gizli korku seni yakalar. Yalvarıp yakarma seni zayıflatır ve hâkir gibi gösterirse de  gönlü ayın on dördü  gibi parlak bir hale getirir.

Madem ki ölüden diri çıkarıyor, o halde ölen kişi manen dirilir, hakikati bulur. Madem ki Allah, diriden ölü çıkarıyor, dilediği takdirde, senin diri olan ruhundan ölü nefsini çıkarır ve onu öldürür.

Ey Hak yolcusu, sen ölmeden önce öl de, hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyi yaratan Allah, şu ölüden bir diri çıkarsın.

Kış olursan, baharın gelişini, neler çıkardığını görürsün. Gece olursan,gündüzün oluşunu kendin seyredersin.(Mesnevî cilt V:506-552)

Kıssadan Hisse

Velhasıl kıskançlık, haset yaradılışımızda var olan bir duygu ise de bunla baş etmek için Yüce Allah’ın yardımını istemek gerek. Allah’tan bizi nuruyla aydınlatmasını,  gönlümüzü iyilikle doldurmasını, içimizdeki Musa’yı ön plana çıkartmayı dileyelim ki  başkalarının maddi ve manevi üstünlüklerini haset etmeyelim, kıskanmayalım. Geçici mal ve hevesler uğruna başkalarına haset ederek hasedinden cennetten kovulan Şeytanın yerini almayalım. Çünkü o da ateşten yaratıldığını söyleyerek balçıktan yaratılmış insana secde etmeyeceğini söyleyerek üstünlük taslamış ve Yüce Allah’a isyan etmiştir. Gurur kibir şeytandandır. Bu da insanı aşağıların aşağısına götürür. Ebu-l Hakem  de gururundan ,  kibrinden, hasedinden, Peygamber Efendimiz (sav) karşısında Ebu Cehil olmuştur.

Yüce Allah’ın (c c) , bu kötü duygulardan benliğimizi arındırmasını, bunun neticesinde de hiç kimsenin kötülüğünü isteyecek şekilde kötü gözle bakmamayı bize nasip etmesini diliyorum.

Ülkemizin üstündeki kara bulutların bir an önce kalkması dileğiyle tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerim. Mekânları cennet olsun. Geride kalanlara  Allah’ım sabırlar ihsan etsin , gazilerimize de  acil şifalar versin. Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz   Kurban bayramının ülkemize hayırlar getirmesi dileğiyle, Hayra karşı olunuz, sevgiyle kalınız.

Mevlâna Kültür ve Sanat Derneği Başkanı- Op. Dr. Mehmet Can Özkardeşler

Paylaş>>

Yorum Yap ↓