Şükür – Hamd …

0

Şükür – Hamd

Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’de belki yetmiş-seksen yerde “Ne kadar da az şükrediyorsunuz?” diye buyurmakta ve verdiği nimetlere çok şükretmemiz gerektiği konusunda biz uyarmaktadır.

   Şükür, elde ettiğimiz nimetlerin kıymetini bilerek, onların artması dileğiyle onları verene ve verdirene teşekkür edip, anmaktır.

   Elde ettiğimiz nimetler karşılığında Allah’a çok şükreder, daha da çabalayıp gayret gösterirsek rızkımızı arttırabiliriz. Yoksa her şeyi kendi çabamıza bağlayıp, “ Ben” olarak kendimizin gayretiyle, çalışmasıyla olduğunu savunursak, nankörlük etmiş oluruz ve de bunun sonu Yüce Allah’ın azabına maruz kalmaktır.

   Çünkü İbrahim suresi 7. ayette şöyle buyrulmaktadır: “Ant olsun, eğer şükrederseniz gerçekten size nimetimi arttırırım, nankörlük ederseniz de azabım çok çetindir”. Ayrıca Bakara suresi 252. Ayette de şöyle buyrulmaktadır: “ O halde, Beni anın , ben de sizi anayım. Bana şükredin de bana nankörlük etmeyin.”

   İnanın biz gerçekten çok az şükrediyoruz, aslında her sabah uyandığınızda önce uyanabildiğimiz için sonra da elimiz ayağımız sağlam olduğu, gözümüz gördüğü, kulağımız duyduğu için yani sağlıklı olduğumuz için çok şükrederek yataktan çıkmalıyız. Sonra sıcak bir yuvamız olduğu için ısınabildiğimiz için, huzur ve barış içinde yaşayabildiğimiz için aslında attığımız her adım için Allah’a şükredip, yalvarmalıyız.

Rızkımızı verenin O olduğunun idrakine varıp öyle yaşamalıyız ve biz de O’nun verdiği nimetleri bizden daha az şanlı insanlarla paylaşmalıyız. Darlıkta ve bollukta cömertlik edip malımızın, canımızın zekatını vermeliyiz.

Biz gerçekten nankörlük mü ediyoruz bir düşünelim. Yüce Allah ayrıca pek çok ayette, “Akletmez misiniz? Düşünmez misiniz? Diye bizi uyarmakta, bizim zayıf tarafımızı yüzümüze söylemektedir. Kapımızdaki bir köpeğe verdiğimiz bir kap yemek karşılığında onun bize gösterdiği vefayı biz , bizi yaratana göstermiyor muyuz? Ahitlerimize uymuyor muyuz, sadık değil miyiz. Zaten öyle olmadığımız için de şükretmekten imtina ediyoruz.

   Çok mu zor insanın şükretmesi. Evet, çok zor olduğunu yaşadığım bir olayla örneklemek istiyorum. Bir gün, hasta muayene ettikten sonra   ilaç yazacağım vakit tansiyon, şeker gibi bir hastalığının olup olmadığını sordum. Çünkü bazı ilaçların yan etkisi fazlaydı ve dokunabilirdi. Hasta büyük bir edayla “hayır yok” dedi. Ona “çok şükür” demesini bu yaşta kötü bir hastalığının olmamasının büyük bir nimet olduğunu söylememe rağmen şükretmiyordu. Lafı geçiştirdi ve reçeteyi alıp gitti. Çok şaşırmıştım önce ama sonra Yüce Allah’ın buyurdukları aklıma gelince “insanoğlu gaflette” diye düşündüm ve ona doğru yolu bulması için dua ettim. Elimden gelen buydu.

   Yağan yağmurun bereketine, Allah’ın bir rahmeti olduğuna inanıp şükretmek ne kadar güzel bir şey. Çok şükür ki Allah içimize böyle bir duyguyu vermişti. Şükredebilme aşkı gönlümüze yerleşmişti. Ya her şeyin merkezi benim diyerek, kimseye eyvallah etmeden, gurur, kibir, hırs ve üstünlük gibi şeytani duyguların esiri-kölesi olarak, yaradılış fıtratına ters davranıp insanlara faydası dokunmadan, Allah yolundan uzakta yaşamak zorunda kalsaydık bizim için çok acı olurdu.

     Şimdi tekrar şükür konusuyla ilgili ayetlerde Allah(cc) ne buyuruyor bakalım:

   “Nisa-147; Eğer siz Allah’ın nimetlerine şükredip iman ederseniz, Allah size niye azap etsin?

     Bakara 172; Ey iman edenler, size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş ve temiz olanlarından yiyin ve Allah’a şükredin, eğer yalnız O’na kulluk ediyorsanız.

       Bakara -243, Şüphesiz ki Allah insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmez.

         Nisa -147-Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size azabı niye yapsın, Allah şükredenlerin mükafatını veren ve her şeyi bilendir.

         Araf -10, Doğrusu biz sizi yeryüzünde yerleştirdik size geçimlikler verdik, ne kadar da az şükrediyorsunz?

     İnsan-3,Şüphesiz , biz ona yolu gösterdik, ister şükredici olsun , ister nankör.

         Genellikle ağız alışkanlığımızdan dolayı yemeklerden sonra elhamdülillah çok şükür deriz. Yani bir de “Hamd” vardır ki bu yalnız Allah’â atfen söylenebilir. Her gün beş vakit namazda kaç kez Allah’a hamd ediyoruz ve bundan ne kast ediliyor diye tefekkür edenimiz kaç kişi diye bir düşünün. “Elhamdü lillahi Rabbilalemin” derken yürekten alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd ederim, O’nun verdiği belalara da, lütüflara da razıyım, o merhametlidir, bizi affeder, rahmeti gazabından büyüktür, şükürler olsun verdiklerine, ben O’ndan razıyım, O da benden razı olur inşallah deyip namaza başlayabiliyor muyuz?

   Nimetler şükürle artar kıymet bilirsek. “Allah kimseyi gördüğünden geri koymasın” diye bir duamız vardır dillerimizden eksik etmediğimiz ama neden başımıza bir bela gelip de malımız eksildiğinde veya yok olduğunda nankörlük  eder, isyan ederiz. Hani Allah’tan razıydık , belalara da dayanacaktık. Neden bu belalar da benim sabır imtihanım deyip, Allah’a hamdüsenalar olsun   diyemiyoruz. Zahmetsiz rahmetin olmayacağını, her zorluktan sonra bir kolaylığın olacağını, her kahırdan sonra bir lütfün olacağını duyuyor, biliyor fakat gönülden inanmadığımız için  hayatımıza geçiremiyoruz. Doğrusu bu bir iman zayıflığıdır. Aslında hiçliğimizi kabul edemiyoruz. Gücümüzün yetmeyeceğini, bizim ihtiyaç sahibi olduğumuzu, Yüce Allah’ın  hiç bir şeye ihtiyacı olmadığını niçin algılayamıyoruz. Halbuki, Allah (cc),  hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, hamd’a layık olandır.

Ayı,  güneşi, bitkileri, hayvanlar alemini, uzayı, yağan yağmuru, karı, gök gürültüsünü, şimşeği, denizin dalgasını, ağaç dallarının hışıltısını  velhasılı kainatta olanları, alemleri düşündüğümüz zaman hem onların Allah’ı zikrini hem de bizim acziyetimizi görür, duyar  ve  hissederiz. Yüce kitabımızda Allah (cc) hamd konusunda ne buyuruyor ona bakalım:

   Rad süresi 13. Ayette “Gök gürültüsü O’nu hamd ile tesbih eder, melekler de korkusundan”, demektedir.

    İsra süresi 44. Ayet “Yer, gök ve bunların içindekiler O’nu tesbih eder .O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsını”.

   Neml suresi 93.ayet: “Ve şöyle yakar: Hamd olsun Allah’a”.

    Ankebut suresi-63: “ Onlara gökten suyu kim indirdi de,onunla toprağı ölümünden sonra canlandırdı? Diye sorsan , şüphesiz “Allah” derler. De ki, “Hamd Allah’adır”, fakat onların çoğu akletmiyorla”.

     Lokman süresi 12.ayet: “Kim şükrederse kendi iyiliğine şükreder, nankörlük eden se bilsin ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, her zaman övülmeye layıktır”.

    Fatır-34: “Şöyle derler; Hamd olsun üzüntüyü bizden gideren Allah’a. Rabbimiz mutlak Gafur, mutlak Şekür’dür”.

     Casiye -36: “Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi, alemlerin Rabbi olan Allah’a dır”.

      Kısaca, verilen nimetlerin artması için yüce Rabbimize şükredip teşekkür etmeliyiz. Ayrıca nimet artışına vesile olanlara da teşekkür edip hem verenin hem de verdirenin hatırına Allah’a hamd edip şükretmeliyiz.

       Çok şükredelim, az ah edelim, şikayet etmeden başımıza gelen  belalara sabredererek, Allah’ın büyüklüğünü kendimizin acziyetini kabul edip istediği gibi bir kul olmaya gayret etmek dileğiyle sevgi ve hayırla kalınız.

  Mevlânâ Kültür ve Sanat Derneği Başkanı –Op.Dr. Mehmet Can Özkardeşler

www.mekusad.org (drmcan71@yahoo.com)

Paylaş>>

Yorum Yap ↓